28 Ocak 2010 Perşembe

süveyda


Suveyda from Ayhan Cebe on Vimeo.

"Light and dark, noise and calm, beauty, decay, pain and hope–these are the shattering contrasts that propel our lives ahead in the boundless, throbbing river of existence. None of us knows what the next moment will bring, the raptures and terrifying discoveries born with every choice. And yet, in the alternation of day and night, in the ebb and tide of the oceans, in the constant expansion and quiet contraction of our lungs in and out with each breath–we know our journey is not random chaos but a journey where every shouting supernova, every trembling cell, returns to the one perfect mystery from which we all come and go.Instead, in the rotation of the stars, planets, seasons, increase, loss, sadness, joy, struggle, surrender– there is a cosmic beauty, a unity and purpose."


G.

glass top pool table

The most advanced pool table in the world, the G1 features a glass and resin playing structure and striking modern design.
for more inf: http://www.nottagedesign.com/

G.



Travis de Clifford

The amazing works of Australian photographer Travis de Clifford....
check his portfolio   here: http://www.declifford.com/ 

enjoy!
G.


26 Ocak 2010 Salı

Londra Stili


Efsanevi Sherlock Holmes sinemalardaki yeni versiyonuyla tekrar gündemimize yerleşti ve tekrar gözlerimizi 1800’lerin Londra’sına çevirdi… Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan tuhaf karakterli hayali dedektif kahraman, Sherlock Holmes, Robert Downey Jr ile bizce müthiş olmuş. Elbette Jude Law’ın canlandırdığı Dr. Watson’u da unutmuyoruz…ve  tabi film boyunca bizi etkileyen bir başka nokta da giysiler oldu. Kostümleri Jenny Beavan  hazırlamış. Kendisi 8 kez en iyi kostüm dalında Oskar ödülü adaylığına gösterilmiş bir tasarımcı. 1986 yılında da A Room with a View  filmiyle en iyi kostüm ödülünü almış bir isim.


Giysilerdeki 19. yüzyılın sade, yalın ve çoğunlukla tek renk erkek giyim detaylarını çok beğendik..Chesterfield ceketler ve "lounge suit"ler, Dr.Watson da gördüğümüz 1850'lerin "sack" ceketlerini çok sevdik...Özellikle de Richmond stili üstten yapılan düğmeleme Jude Law'a çok yakışmış... ve tabi cep saatleri, boyun bağları gibi harika detaylar dönemin ünlü dandy erkeklerinden Charles Baudlaire’i ve Oskar Wilde'ı hatırlatıyor...














Guy Ritchie'nin kendine özgü yorumunu izlemek çok keyifliydi. Robert Downey Jr'nin bohem ve az kırık kişiliği ne kadar güzel oynadığını gördük. nehrin kenarında dev adamla dövüştüğü sahnelerin birazcık uzatılmış olmasını yeğlerdik galiba. iflah olmaz bi cinsiyetçi olan Holmes, Irene'nin eşsiz zekasına yine hayran kalır. Jude Law'ın performansına da diyecek birşey bulamamak..

sonuç olarak, bu film başarılı sherlock holmes uyarlamaları arasında yerini almıştır.

Irene: you'll miss me, sherlock.
Holmes: sadly, yes.

15 Ocak 2010 Cuma

alex cayley

enjoy!
G.



for more http://www.chrisboalsartists.com/index.php?artist=alexcayley

12 Ocak 2010 Salı

box(er)

bizim bunlar artık.
bkz. .))

G.



11 Ocak 2010 Pazartesi

iphone decor for your home

There are a few designer and artists satisfying the need for Cyber style for the home, particularly items inspired by Apple products.
First off, the Brazil design studio Meninos makes decor that is reminiscent of home sweet homepage.
Doormats: iPhone 'slide to unlock'



iPhone bedding: Yes, some people sleep with their iPhones right next to their head. Now they can snuggle up inside a duvet with the same comforting home page as their cell phone.


i(tabble)

 
 
G.

by Elene Usdin

Amazing photos by Elene Usdin, Paris based artist. 
She explains that the idea behind the series was injecting some magic in our real world which is so governed by new technology.

http://www.eleneusdin.com

enjoy!
G.




8 Ocak 2010 Cuma

Modanın Couture Bebekleri

Hollandalı müthiş moda tasarımcıları Viktor & Rolf yeni çalışmaları  Viktor & Rolf’s Dollhouse, projesi ile son 15 yıllık tasarım geçmişlerini porselen bebekleriyle sergilediler. İkili 2 feet uzunluğunda 55 minyatür bebeklere kendi tasarımlarını giydirerek müthiş etkileyici bir projeye daha imza atmışlardı. Bu sergi Londra'da Barbican Art Gallery'de 2008 yılında sergilendi ve çok fazla beğeni topladı, basında ikilinin moda tarihinde adlarını ölümsüzleştirdikleri üzerine sayısız haber yer aldı.




Sergi 2008 yılında moda dünyasında yeni bir soluk oldu..Ancak bundan yıllar önce yaklaşık İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında moda dünyası böyle bir alternatif moda şovuna daha şahit olmuştu. Kısa bir moda tarihi bilgisi olarak açıklamak istiyorum tekrar. İkinci büyük dünya savaşının ardından gittikçe güç kaybeden ve renksizleşen moda sektörü bir anda dönemin ünlü tasarım dehalarının bir projesiyle hareketlenmeye başladı..Bu yıllar kuşkusuz Christian Dior'un 1947 yılındaki New Look'u ile anılacaktı ancak bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir diğer olay da 1945 yılında açılan "Théâtre de la Mode" isimli  bir gezici sergi idi....Bu gezici sergide dönemin moda tasarımı duayenlerinin, ustalarının, Paris'in en ünlü moda evlerinin orjinal malzemelerle yer alan tasarımları yer alıyordu. Bu şekilde gezici moda sergisi tel bebeklerin üzerine giydirilmiş göz alıcı minyatür elbiseleri ile güç kaybeden Haute Couture'ü tekrar canlandıracak ve aynı zamanda da alınması olası siparişleri de gündeme getirecekti...Sergi Stockholm, Barcelona, Londra, Kopenhag ve Amerika'nın birçok şehrini gezmişti...Serginin sahne tasarımı ve artistik direktörleri ise Christian Berard, Jean Cocteau idi. Sergiye tasarımlar hazırlayan isimlerden bazıları Balenciaga, Balmain, Dior, Givenchy, Jacques Fath Balmain, Cocteau...bu bahaneyle de büyük ustaları anmış olalım tekrar.
D.

Slide 53
Slide 54






























7 Ocak 2010 Perşembe

4T

ÖTEKİYİ DÜŞÜNMEK VE TASARLAMAK ÜZERİNE
http://www.xxi.com.tr/index.php?action=displayMain&ID=43


4T Türkiye Tasarım Tarihi Topluluğu, Tasarım Tarihinin “Ötekileri” ni tartıştı.

Her toplumun kendi tasarım kültürü olduğu düşüncesinden yola çıkarak, kültürler arası iletişimi de arttırma hedefiyle bir yayın ve düşünce platformu olan Türkiye Tasarım Tarihi Topluluğu (4T), bu yıl 14-15 Mayıs 2009 tarihleri arasında 4. konferansını düzenledi. 4T, Türkiye’de tasarım tarihi üzerine çalışan kişileri bir araya getirmek, ortak projeler geliştirmek, çalışma alanları belirlemek ve bu alanlarda araştırma ve yayın yapmak gibi amaçlar doğrultusunda oluşturuldu. 1998 yılında Japonya’da kurulan Tasarım Tarihi Forumu’nun (Design History Forum) bir uzantısı olan topluluk tasarımcıları, tarihçileri, felsefecileri, müze küratörlerini, öğrencileri, konuyla ilgilenen akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getiren esnek bir platform niteliğinde.
Bu yılki konferansın başlığı “Tasarım Tarihinin Ötekileri” idi. İki gün süren etkinlik İzmir Ekonomi Üniversitesi, Haliç Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden gelen konuşmacılara ev sahipliği yaptı.
Konferansta “öteki” kavramı ve bu sorunun güncelliği, “Tasarımda yerellik ve geleneksellik”, “Toplumsal cinsiyet kurguları”, “Tasarım tarihinden gizli özneler/gizli nesneler,” “Türk sinemasında özneler ve ötekiler”, “Mimarlıkta temsili yet”, “Yüksek kültür/popüler kültür” başlıkları altında farklı tasarım disiplinleri ve bakış açıları ekseninde tartışıldı. Tasarım tarihinde kurulan hegamonik ilişkilerin, hiyerarşilerin ve dışlananların dışlanış biçimlerinin irdelendiği konferansta disiplinin sınırları sorgulamaya açıldı. Son yıllarda tasarım tarihinin çevrelediği alanın antropoloji, etnografya ve materyal kültür çalışmaları gibi alanlarla iç içe ele alınması yönündeki gelişmeler tartışıldı ve tasarım tarihi disiplininin çalışma yöntemleri ve metodolojisi üzerine değerlendirmeler yapıldı. Batı dünyasının uzun yıllardır gücünü hissettirdiği tasarım tarihi alanının, Türkiye gibi tarih boyunca ötekileşmiş ülkelerde de tartışılmasının getirdiği yeni açılımlar ele alındı.
Bu yıl 4T toplantıları uluslararası bir ivme de kazanmaya başladı. Brighton Üniversitesi’nden gelen ünlü tasarım tarihçisi Prof. Dr. Jonathan Woodham, 4T’nin davetli konuşmacısı olarak konferansın açılış konuşmasını yaptı.
Woodham, son 30 yılı kapsayan bir süreç içinde tasarım tarihinin akademik bir disiplin olarak gelişiminde büyük katkıları olan önemli bir isim. Aynı zamanda da 1998 yılından beri University of Brighton’da, Centre for Research & Development (Arts & Architecture)’da yönetici olarak da çalışmalarını sürdürmekte. Woodham, dünyadaki tasarım tarihi çalışmalarının merkezindeki aktörlerden biri olarak konferansın açılış konuşmasında, tasarım tarihi çalışmalarının yeni bir disiplin olmasına ve halen egemenliğini sürdüren baskın Anglosakson kökenine değindi. Tasarım tarihinin ihmal edilmiş “öteki” ülkelerinin kültürlerindeki tasarım ürünlerine dikkat çekerek bu alanda yapılan çalışmaların nasıl ötekileştiği üzerine sayısal verilerle bir sunum yaptı.
Konferans kapsamında İzmir Ekonomi Üniversitesi Tasarım Çalışmaları Yüksek Lisans programı öğrencileri tarafından hazırlanan “İzmir Fuarının Tarihleri" başlıklı bir sergi de yer aldı. Amacı, fuar’ın resmi tarihi yanı sıra mekânsal pratiklere ve temsil sistemlerine dayalı farklı tarih okumaları içerdiğini sergilemekti.

Tasarım tarihinin ötekilerini tartışmak kuşkusuz iki günlük bir konferansın ötesinde boyutlar taşımakta. Ötekinin ne dışlandığı, ne de egemen olana benzetildiği; öteki olarak varlığını sürdürmesine izin veren ortamlara sadece tasarım tarihinde değil, hayatın her alanında gereksinimimiz var. Bu kavramın postkolonyel ve feminist çalışmalardan felsefeye ve sosyal bilimlere kadar hemen her disiplinde gündemde olmasının dışında gündelik pratiklerde de yoğun biçimde yaşandığı bir dönemde konuyu gündemde tutmak önemli. 4T konferansı bu bağlamda canlı ve üretken bir tartışma ortamı yarattı.
D & G



Transferred Memory by D.

My first wedding dress design...

Transferred Memory " Marriage ise a process which prepares the woman for fertility and motherhood. The expectation of being endowed with a baby occurs with the marriage process. It is not only personal and instinctive but also social. In this sense a baby is a being who transfers the personal remembrances and memories of the mother to the future. In this relationship, the "placenta"  is the unique connection between the world of the mother and the baby. Through the placenta, the mother simultaneously feeds her baby and transfers her personal memories which are recollected from previous generations and experiences.

Design Inspirations

Within tis context, he dools placed inthe umbilical area of the body are used as metaphorical objects upon the bridal wear and refer to the fertility of bride. Curvilinear piping ehich comes out of these dolls and are attached to the mother's heart and brain, refers to the umbilical cord and the vigour of life inside the placenta. This piping and cord symbolise the placenta, and are also a connection through which the mother transfers her personal memory. In the choice of materials and colors, the closeness to skin has been considered through ski tones, pinkish powdert colours and through transparent fabrics such as lucid organza and chiffon. D.


Photo( Left): Srinivasarao Pattur


6 Ocak 2010 Çarşamba

glass house

An amazing concept designed by the Santambrogiomilao group. 
The glass home is a collaboration between founder Carlo Santambrogio and designer Ennio Arosio featuring a series of iconic furniture pieces, beds, sofas and bookcases, along with architectural elements such as staircases and kitchens. 

G.




for more: http://www.santambrogiomilano.it/