Fikret Mualla ve Cazcıları
F.Dilek Himam - 16.06.2005, İzmir
Geçtiğimiz günlerde ünlü sanatçı, ressam Fikret Mualla Saygı İstanbul Modern’de açılan bir sergiyle anıldı. Sergiyle birlikte bu önemli üstadı anmış ve bilmeyenlerimiz ise tanımış olduk.
Yaşamının önemli bir bölümünü Paris’te geçiren Fikret Mualla Saygı, çoğunlukla sokakları, sokaklardaki insanları, café’leri ve gece kulüplerini resmetmekteydi, büyük olasılıkla buralar sanatçının da en çok zamanını geçirdiği alanlardı. Bilindiği üzere sanatçı fırtınalı ve marjinal yaşamıyla geçmişte olduğu gibi hala gündemde. Konuyla ilgili olarak Orhan Koloğlu, Fikret Mualla’nın yaşamındaki iki tutkusunu resim yapmak ve içki olarak belirtiyor Ayrıca sanatçıyla ilgili olarak resminde kimseyi taklit etmediğini, kendi kişiliğini her zaman koruduğunu ve tutarlı olduğunu ekliyor. Sanatındaki dengeyi ise içkisinde koruyamadığını, adeta deliliğin doruğuna ulaştığını da belirtiyor. Türkiye'den hem kaçan ancak bir türlü de kopamayan Mualla, Fransa’da gözlerini bir daha açmamak üzere kapıyor ve ancak öldükten sonra vasiyeti üzerine tekrar vatanına dönebiliyor.
Fikret Mualla’nın Paris’te yaşadığı dönemler caz müziğinin en yoğun dinlendiği dönemlere denk düşer. Dolayısıyla sanaçıyı en fazla heyecanlandıran ve etkileyen konulardan biri de “Jazz Club” lar ve buralardaki “jazz” müzisyenleri oluyor. Müzisyenler farklı kişilikleri ve farklı renkleriyle her zaman ressamları heyecanlandıran konulardan sayılabilir. Bunun nedenlerini müzik ve resim gibi farklı sanat dallarının buluşabileceği çok fazla ortak noktalar olmasına ve özellikle Fikret Mualla özelinde cazın kendine has büyülü tınılarının sanatçıyı heyecanlandıran konular arasında yer almasına bağlayabiliriz.
Sergiyi gezerken Mualla’nın “cazcı” larına baktığınızda en çok dikkatinizi çeken şey ressamın renkleri ve çoğunlukla zenci olan figürleri oluyor. Müzisyenlerin giysileri ve müzik aletleri de çarpıcı bir şekilde işlendiğini görebiliyorsunuz. Maviler, sarılar, turuncular, kırmızılar sizi adeta resmin içine çekiyor.
Resim Mualla için daima bir yaşama biçimi olmuştur. Yaşamın gerçeklerini büyük bir içtenlikle renge ve biçime aktarmış, içinde yaşadığı bohem çevrenin insanını resmine konu olarak almıştır (1). Birçoğuna göre sadece alkole adanmış bir ömür, bir çoğuna göe de bir dahi, çağdaşları arasında da kaybolmuş bir yıldız, bir dahi olmuştur. Kuşkusuz sanatçının hazin yaşam öyküsünü bilenler bir içki parasına çizdiği eserlerinin hikayelerini de hatırlayacaklardır.
Bedri Rahmi Eyüboğlu bir yazısında sanat eserlerinin tenha köşelerde buluşan aşıklar gibi müzelerde buluşmayı tercih ettiklerini söylüyor. Burada haklı nedenler görmesine rağmen ona göre gündelik yaşantımıza giren, sokaklarda uçuşan sanat eserleri sürekli etrafımızda görülmeli. İstanbul Modern bu anlamda sanatçının eserlerini biraraya getirerek büyük bir hizmet yapmış. Bu tablolar binbir zahmetle toparlanıp sanatçıyla ilgili oldukça güzel bir arşiv ve kaynak oluşturulmuş. Fikret Mualla Saygı, bu anlamda ülkesinden uzakta yaşadığı derin yalnızlığa rağmen sokaklarda ve caz melodileriyle Paris’in ünlü cafelerinde geçirdiği yıllarını bir o kadar da ince bir dokunuşla resmederken geç de olsa artık yalnız değil. Son olarak bu sene İstanbul Modern’de açılan Fikret Mualla Saygı’nın retrospektif sergisini 31 Temmuz 2005 görebileceğinizi belirtmek istiyorum.
KAYNAKÇA
1. http://www.kulturturizm.gov.tr/gsanatlar/sanatci.asp?belgeno=2747
2. http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/default_en.asp?belgeno=1467
3. Haşim Nur Gürel
4. Bedri Rahmi Eyuboğlu, Resim Yaparken, Bütün Eserleri/9,Bilgi Yayınevi,Ankara,1995
5. Orhan Koloğlu, Fikret Mualla, Bir Garip Kişi, Boyut Yayın Grubu, İstanbul,2003



Harika.Büyük ustaya saygılar.
YanıtlaSil