Jazz Dergisi, Ekim-Kasım-Aralık Sayısı
Bundan böyle jazz ile ilgili farklı bir konuya değinmeye başlıyoruz. Konumuz jazz’ın biraz daha gündelik yaşam pratikleriyle ilgili olacak. Bu anlamda jazz ile doğrudan veya dolaylı bir bağı bulunan giysiler ve giysi modalarından bahsedeceğiz. Kuşkusuz jazz’ın güçlü etkisini yaşamın pek çok alanında olduğu gibi giysiler üzerinden de izlememiz mümkün.
Bu yazımızda moda ve giysi tarihinde erkek giysilerinde dikkat çekici tarzlardan biri olarak, çoğunluğu Afro-Amerikan olan ve kendilerini de “Zazous” gibi isimlerle anlatan bir grup tarafından giyilen “Zoot suit” leri ele alacağız. “Zoot suit” lere olan sempatimizin nedeni kuşkusuz dönemin ünlü jazz sanatçıları tarafından oldukça popülerlik kazanmış olması.
İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık bulutlarının hissedildiği 1940’lı yıllar tüm dünyada oldukça karanlık geçmekteydi. Bu yıllar pek çok alanda olduğu gibi modanın da geçirdiği en zor dönemlerden biri olmuştu. Fransa, Almanlar tarafından işgal edilmiş ve dünyanın hemen her yerinde kıtlığın yaşandığı bir sürece girilmişti. Giyim kuşama yapılan harcamaların oldukça aşırı sayıldığı bu dönem pek çok ülkede belirlenmiş kısıtlamalarla eski renkli günlerinden uzaklaşmaya başlamıştı.
Bununla birlikte savaş dönemi giysileri, kesim ve renkleriyle her zamanki gibi ekonomik ve politik atmosferi yansıtmaktaydı. Savaş döneminde giyim endüstrisi de büyük bir aşama geçirdi. 1939 da giyim endüstrisi çeşitli standartlar ve kurallar gündeme getirdi. Bu kurallara göre giyeceğiniz kumaş cinsi, formu, kullanılacak düğme sayısı gibi pek çok detay belli sınırlandırılmalara tabi tutuluyordu. Savaşın yarattığı gerilim ve kısıtlamalar o yıllarda genç kesimin tepkisel bir tavır sergilemelerine yol açmıştı. Pek çoğu da geleceğe umutla bakmıyorlardı.
Savaş sonrasında gelişen varoluşçuluk akımı ile birlikte gençler arasında sokağa bakımsız çıkmak gittikçe moda olmaya başlamıştı. Bir yandan da savaştaki yokluk yaratıcılığı pek çok anlamda geliştirmişti; gazete kâğıtlarından şapkalar, çorap varmış gibi bacakların arkasına çekilen çizgiler ve bacak makyajı, bahsedilen yaratıcı fikirler için güzel örneklerdi. Özellikle savaş modası, büyük oranda üniformaların etkisi altındaydı.
Saçlar ise erkekler için çoğunlukla briyantin ile şekillendiriliyordu. Zoot suit giyen Meksikalı göçmenlerin yarattığı başka bir saç stili ise ‘argentine duck-tail’ denilen kesimdi. 40ların popüler şarkıcısı Frank Sinatra da bu saç stilinin modelliğini yapıyordu. Özellikle Be-Bob ve Swing gibi müzik ritimleriyle desteklenen ve dış görünüşleriyle de ayırt edilebilen farklı bir kültür oluşmaya başlamıştı.
Ancak 1940’ların sokak modalarının en çarpıcı örneği özellikle de siyahî caz müzisyenlerinin kendi özgün stillerinin bariz gözlenebildiği “yeni erkek imajı” olmuştu. Kendilerine “zazous” diyen bu grup, büyük geniş uzun pantolonları ve uzun bol ceketleri ile adeta hayatı umursamaz tavırlarını destekleyen bir biçime bürünmüşlerdi. 1940’lı yıllardan itibaren ortaya çıkan bu grup kendi farklı abartılı giyim stilleriyle döneme damgasını vurmuşlardı. Cab Calloway gibi müzisyenler bu stilin en önemli ikonlarındandı. Bu garip moda sosyo-ekonomik katmanın en alt ucundan çıkmış ve 40’ların başında teenager lar tarafından benimsenmişti. Özellikle ‘jitterbugging’ denilen swing’e benzeyen bir tür atletik dans tipiyle popülerlik kazanmıştı. Bu kostüm son derece geniş vatkalı omuzlar ve yukarıdan aşağıya neredeyse şalvar tarzında inen takım elbiselerden oluşuyordu. Bu tarz özellikle de kıt imkanlar içinde olma haline de sanki gönderme yapıyor gibiydi.
Bu tarz yeni yükselmekte olan siyah kimliğin de sembolik bir göstergesi olarak okunmalıdır. Beyaz adamın dünyasında var olmak için kendi görünümlerini onaylatan zooties’ler özellikle kimyasallarla sertleştirilmiş farklı saç modelleriyle de 1940’lı yıllarda diğer Afro Amerikanlar tarafından da tercih edilmiştir.
İlginç olan bir diğer nokta ise bu tarz içinde yeni ortaya çıkan siyah kültürde odak noktasının erkek giysileri olmasıdır. Çünkü Fransız İhtilali ile birlikte ortaya çıkan yeni erkek görünümü rahatlığı ve yeni muhafazakâr görünümü ile oldukça sadeleşmiştir. Ancak bu yeni ve abartılı erkeksi görünüm özellikle caz müzisyenleri tarafından tercih edilirken “bir etnisite amblemi ve kimlik iddiası “ olarak bir “reddediş” olarak okunabilir. Zoot suit bir başkaldırıdır. Bir alt kültürel hareket olarak aşağılanmaya karşı bir reddediştir. Bu alt kültürel üniforma da özellikle tahmin edilebilecek nedenlerle dönemin birçok ünlü caz müzisyeni tarafından popüler olmuştur.
1941 yılında New Yorker magazin Zoot suit’in erkek modasındaki etkisi hakkında haberlere yer vermiştir. Haber “dünyanın engellenmiş moda merkezi Harlem’den size erkek modasını arz ediyoruz” diye başlar ve bu abartılı tarzın detaylarından ve ölçülerinden bahseder. Tamamen geniş pililerin olduğu pantolonlar, geniş vatkalı neredeyse ayak bileklerine kadar inen ceket boyları, göğüs cepleri, kesikli kenar cepleri, geyik derisi yelekler, sivri uçlu ayakkabılar, şapkalar, ve tabi ki renkler spektrumla sınırlı olacak kadar renkli…Elbette New Yorker’ın bu haberi yayınlarken acaba gerçekten böylesi bir tarzın tüm erkekler tarafından takip edileceğini mi düşündüğü yoksa dalga geçmek için mi yazdığı da tartışılmıştır. Ünlü alt-kültür araştırmacısı Ted Polhemus, Zazous’larla ilgili yaptığı araştırmasında ikinci duruma daha fazla katıldığını belirtir.
Bu giysilerde kullanılan aşırı yün kumaş miktarı da bu giysiyi artık iyiden iyiye illegal bir konuma getirmiştir. 1942 Mart ayında yayınlanan War Production Board isimli kanunlarla ilgili savaşla ilgili kısıtlamalara gidilmiş ve erkek takım elbiselerinde yün kumaş kullanımı %26 azaltılma yoluna gidilmiştir. Ancak yine de erkekler bu kuralları dinlememiş arka sokaklardaki terzilere -eğer fiyatı da uygunsa- bu giysilerden ürettirmeye devam etmişlerdir. Çok uzun yıllar zooties’ler bu konuda burunlarının dikine gitmiş olsalar da bu tavır onlara oldukça pahalıya mal olmuştur. Hatta bir süre sonra ağır tepkiler de alan Zooties’ler sokakta iç çamaşırlarına kadar soyulup zor durumda bırakılmışlardır.
Bu sırada 1943 yılında dans, müzik ve tamamen siyah oyunculardan oluşan meşhur Stormy Weather filmi gösterime girer ve Bill Robinson askerler için bir gala gecesi düzenler. Filmin gala gecesinde herhangi bir aşırılık yoktur. Birden perde açılır ve birden sahneye Cab Calloway çıkar. Bir anda onun inanılmaz tertemiz “zoot suit”i, tüylü fötr şapkası ve kusursuz beyaz ayakkabısı tartışmasız büyüleyici bir şekilde ortaya çıkar.
Zoot suit ve zootie stili tartışmasız üstünlüğünü ve izlerini sonraki yıllarda da sürdürmüştür. Gittikçe bir tür ideolojik ifade şekli olmaya başlayan zoot suit özellikle de hispanik yönelimlerde 1960’lı yıllara da sonrasında damgasını vurmuştur. Bu anlamda Malcolm X bu grubu Afro-Amerikan ciddiyetini aşağılayan bir “soytarı” tavır olarak tanımlamış olsa da zoot suit, sadece “iyi görünmek” adına uygulanan bir giyim stilinin ötesine geçmiş ve önemli bir tepkisel gösterge halini almıştır.
Yararlanılan Kaynaklar:
Ted Polhemus, Streetstyle, Thames & Hudson,1994
Şölen Kipöz, Moda Tarihi dersi ders notları





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder